Türkiye’deki her siyasi değişim, yalnızca Türkiye’yi değil; Türk Dünyası’nı ve yurt dışında yaşayan milyonlarca Türk’ü de yakından ilgilendiriyor.
Sevgili okurlar,
Bu bir realitedir.
Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu günden itibaren Türk Dünyası için her zaman bir umut kapısı olmuştur. Belki Türkiye, yakın tarihi itibarıyla bu beklentilere her zaman tam anlamıyla cevap verememiştir; ancak bu değişmeyen bir gerçektir.
Türkiye’de her yeni iktidar kurulduğunda bu umut yeniden yeşerir. Her siyasi değişim yaşandığında beklentiler yeniden güncellenir. Bu döngü yıllardır böyle devam eder. Fakat ne yazık ki beklenen sonuçlar, çoğu zaman istenilen noktaya ulaşamaz.
Ben de yıllardır yaptığım diaspora ve lobi çalışmalarının bana kazandırdığı tecrübeyle bugün bu konuyu bir kez daha kaleme almak istedim.
Bugün Türkiye’de gerçekten çok önemli siyasi gelişmeler yaşanıyor. Ancak dikkat edin; Türk Dünyası ile ilişkiler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti meselesi ve Türkiye dışında yaşayan milyonlarca Türk vatandaşının sorunları, ne yazık ki geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen “Çerçeve Yasa” kadar bile gündem oluşturamadı.
Dikkat ederseniz, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde birbirine taban tabana zıt görüşlere sahip siyasi partiler bile, içeriğini toplumun büyük bir kesiminin tam olarak bilmediği bu yasaya destek verdi.
Oysa Türk Dünyası’nın geleceği, yurt dışında yaşayan Türklerin hayat şartları, karşılaştıkları sorunlar ve gelecekleri bugüne kadar bu ölçüde ortak bir siyasi irade oluşturamadı.
Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi atmosfer, ülkenin en köklü siyasi partisinde yaşanan bölünme ve güçlü olacağı yönünde beklentiler oluşturan yeni bir partinin Türk siyasetine girmesi, Türk Dünyası açısından da yeniden bir umut doğurmuştur.
Çünkü aynen yazımın başlığında ifade ettiğim gibi;
Türkiye’de yaşanan her önemli siyasi değişim yalnızca Türkiye’yi ilgilendirmez.
Bu değişim, Türk Dünyası’nın tamamını ve dünyanın dört bir yanında yaşayan milyonlarca Türk’ü de yakından ilgilendirir.
Türkiye’de yaşayan insanlar için nasıl yeni bir umut doğuyorsa, yurt dışında yaşayan ve Türk kimliğini taşıyan milyonlarca insan için de aynı umut yeniden filizlenmektedir.
Şimdi birçok insan bunun nedenini merak edecektir.
Öncelikle Türkiye’nin jeopolitik konumu son derece önemlidir.
Hepimizin bildiği bir gerçek vardır ki; Türkiye, Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan stratejik bir köprüdür. Bu, tarih öncesinde de böyleydi, bugün de böyledir.
Bu toprakları ele geçirerek Orta Doğu’ya hâkim olmak isteyen güçler tarih boyunca var olmuştur. Bugün de durum değişmiş değildir. Bölgesel projelerin ve küresel hesapların merkezinde mutlaka Türkiye yer alır.
Dünya haritasına baktığınızda da bunu açıkça görürsünüz. Türkiye, sahip olduğu coğrafi bütünlükle bölgenin tam merkezinde yer alan bir köprü konumundadır. Bu sadece coğrafi bir gerçek değil, aynı zamanda siyasi ve stratejik bir gerçektir.
Dolayısıyla Türkiye, Türk Dünyası’nın dünyaya açılan en önemli kara bağlantısıdır. Tarih boyunca İpek Yolu’nun en kritik geçiş noktalarından biri olmuş, birçok medeniyete ve imparatorluğa ev sahipliği yapmış önemli bir merkezdir.
Yaklaşık yetmiş yıl Sovyet Sosyalist yönetimi altında yaşayan Türk cumhuriyetleri için de Türkiye her zaman bir umut kapısı olmuştur. Gitmeseler de, gelemeseler de yıllarca bir gün bu topraklara ayak basmanın hayaliyle yaşamışlardır.
Bugün de İran’da yaşayan milyonlarca Türk için Türkiye önemli bir umut merkezidir. Balkanlar’dan Irak Türkmenlerine, Kafkasya’dan Orta Asya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada yaşayan Türk toplulukları, Türkiye’nin güçlü olmasını kendi gelecekleri açısından önemli görmektedir.
İşte bu sebeplerden dolayı Türkiye’de yaşanan siyasi gelişmeler, yalnızca Türkiye’de yaşayan vatandaşları değil, bütün Türk Dünyası’nı yakından ilgilendirmektedir.
Peki, bugün bu konuyu neden yazma ihtiyacı duydum?
Müsaadenizle bunu da yazımın son bölümünde sizlerle paylaşmak istiyorum.
Yazımın önceki bölümünde de değindiğim gibi, Türkiye’nin en eski ve en köklü partisi, bize Mustafa Kemal Atatürk’ten miras kalan önemli bir siyasi yapı, ciddi bir bölünme yaşadı. Ancak bu bölünmenin içinden, beklenenin aksine, daha güçlü olacağı yönünde umut oluşturan yeni bir siyasi hareket ortaya çıktı.
Az önce de ifade ettiğim gibi, Türkiye’de ortaya çıkan her yeni siyasi oluşum, yalnızca Türkiye’nin değil, Türk Dünyası’nın ve yurt dışında yaşayan milyonlarca Türk’ün de dikkatini çeker.
Bugün içinde bulunduğumuz siyasi konjonktür de bunu açıkça göstermektedir.
Türkiye’de kurulan ve kısa sürede geniş bir ilgi gören bu yeni siyasi oluşum, başta Azerbaycan olmak üzere birçok Türk devletinde dikkatle takip edilmektedir.
Ancak bu yeni hareketin Türk Dünyası’na nasıl baktığı, parti programında Türk Devletleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve yurt dışında yaşayan Türklerle ilgili nasıl bir vizyon ortaya koyacağı hâlâ merak konusu olmaya devam etmektedir.
Bir gerçeği de burada ifade etmeden yazımı bitirmek istemiyorum.
Türk cumhuriyetlerinin önemli bir bölümünde muhalefet anlayışı, Türkiye’deki anlamıyla gelişmiş değildir. Bu nedenle kardeş ülke olarak gördükleri Türkiye’de de doğal olarak öncelikli ilişkilerini iktidarla yürütmektedirler.
Bu durum belki eleştirilebilir; ancak mevcut siyasi gerçeklik de budur.
Sonuç olarak…
Türkiye artık yalnızca 86 milyon insanın yaşadığı bir ülke değildir. Türkiye; Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Kafkaslar’dan Avrupa’ya kadar uzanan yüz milyonlarca insanın umutlarını, beklentilerini ve geleceğe dair hesaplarını doğrudan etkileyen bir devlettir. İşte bu yüzden Türkiye’de yaşanan her siyasi gelişme, yalnızca Türkiye’nin değil, bütün Türk Dünyası’nın da meselesidir.
Bülent Gürçam
BoyukMillet.com Türkçe Biz yanmasaq vətən yanar
